27 / 09 / 2017
51
0

"Ekonomik ilişkilerde, 'aktif dönem' başlıyor"

"Ekonomik ilişkilerde, 'aktif dönem' başlıyor"

“Ekonomik ilişkilerde ‘aktif dönem’ başlıyor” diyen Büyükelçi Mouhammad Ebrahim Taherian Fard, İki ülkenin ticaret hacminde 100 milyar doları aşacak potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Ebrahim Taherian Fard, DUNYA GAZETESI Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

İran’ın Ankara Büyükelçi Mouhammad Ebrahim Taherian Fard, Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ilişkilerde ‘aktif’ bir dönemin başladığına dikkat çekerek, ticaret hacminde 100 milyar doları aşacak bir potansiyele sahip olunduğunu söyledi.

İkili ticaret hacminin ilk etapta 30 milyar dolara yükseltilmesinde İran’da düzenlenecek KEK toplantısının ve sonrasında yine Tahran’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı stratejik işbirliği toplantılarının çok önemli olduğunu belirten Fard, 80’er milyon nüfuslu iki ülkenin daha çok işbirliğine gideceği bir döneme girildiğini ifade etti.

Ebrahim Taherian Fard, sınır ülkelerde yaşanan gelişmelerin bazılarına yönelik olarak Türkiye ile İran’ın bakış açılarının farklı olabileceğini ancak bunun da karşılıklı diyalogla çözülebileceğini ifade ederek, “Görüşlerde farklılık olabilir ama ‘çıkmazımız’ olmaz” dedi.

► Türkiye ile İran bir dargın bir barışık ilerliyor. Birçok konuda anlaşmazlıklar yaşanıyor. Bu siyasi gerginlik, ekonomiye de yansıyor, iş dünyasını ürkütüyor ve ticarette de, yatırımlarda da hedeflerin çok çok altında kalınıyor. Siyaset ve ekonomide önümüzdeki dönemde iki ülkeyi ne bekliyor?

İki ülkenin bir dargın bir barışık olduğu görüşünüze katılmıyorum. Aile fertleri arasında da böyle anlaşmazlıklar olur ama diyalog sürdüğü müddetçe tüm sıkıntılar çözülür. İran ile Türkiye’nin ortak noktaları ve diyaloğu tarih kadar uzundur. Doğal olarak bazen bizim görüşlerimiz farklılık gösterebilir, bazen Türkiye’nin. Bu gibi durumlarda dahi birbirimizle görüşmüşüz, konuşmuşuz, müzakere etmişiz tarih boyunca. Böyle de devam edecek.

Öncelikler farklı olabilir. Örneğin en son Suriye konusunda oldu. Ama, Astana Süreci gibi görüşmelerle görüş farklılıklarımız birbirine yakınlaştırmaya çalışıyoruz. Yani diyaloğumuz devam ediyor. Diyalog olduğu sürece bir çıkmaza girilmez.

Bölgenin stratejik iki büyük ülkesi İran ve Türkiye, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünün korunmasına her zaman vurgu yapmışlardır. Her iki ülkede her zaman bu prensip üzerinde durdu. Bu şunu da gösteriyor, prensipte anlaşıyorsanız diğer konular çözülebilir.

Bizim 15 ülke ile komşuluğumuz var. Bizim toprak üzerinde komşu olduğumuz ülkeler arasında Türkiye önemli bir yere sahip. Bizim çok yönlü ekonomik, siyasi, kültürel, güvenlik ve askeri ilişkilerimiz var. Ben bunu sevinerek söylüyorum, ilişkilerimiz güçlendikçe mutlu oluyorum. Bugün bizim ileriye doğru tüm alanları kapsayan ilişkilerimiz var.

Bu sağlam ilişkileri gösteren en bariz olaylardan bir tanesi, 15 Temmuz başarısız darbe girişimiydi. İran ve Türkiye bu başarısız darbe girişimi sırasında yakındı. İran hükümeti ve halkı seslerini yüksek bir şekilde dillendirerek bu başarısız darbe girişimine karşı durdular bu da bizim için önemliydi. Bazı olaylar ilişkileri ölçmek için bir indeks gibi kullanılabiliyor. Kendilerini dost olarak gösteren bazıları bu sürede seyirci koltuğunda oturdular ve tutumlarını çok geç ifade ettiler.

► Siyasetteki bu diyalog süreci ekonomik ilişkileri nasıl etkiler?

Ekonomik ilişkilerde ‘aktif dönem’ başlıyor. İran’da yaklaşık 10 yıldır yapmadığımız bir fuarı çok yakın bir gelecekte İstanbul’da gerçekleştireceğiz. İki ülke arasında bir Karma Ekonomi Komisyonu var. Geçtiğimiz günlerde İran tarafından, İran Sanayi Maden ve Ticaret Bakanı Karma Ekonomi Eşbaşkanı seçildi. Sonuncusu Ankara’da olmak üzere bugüne kadar 25 KEK toplantısı düzenlendi. Bir sonraki toplantı Tahran’da yapılacak. Kısa bir süre sonra da stratejik işbirliği toplantılarının dördüncüsü Cumhurbaşkanlarının katılımıyla Tahran’da düzenlenecek. Bütün bu gelişmeler iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yardımcı olacaktır.

Bizim büyükelçilik ve diğer başkonsolosluklardaki meslektaşlarımızın en önemli görevlerden bir tanesi Türkiye ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek ve cumhurbaşkanlarımızın koyduğu ticaret hacmi hedeflerine ulaşmaktır. O hedefe ulaşmak için çok çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Ve engellerin kaldırılması için ciddi çaba harcıyoruz.

► Bir dönem Türkiye ile İran arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacminden bahsedilirken, şimdi hedef 30 milyar dolara düşürüldü. O dönem var olan potansiyel, bugüne göre daha mı yüksekti?

İki ülke arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hacmi, Türk yetkililer tarafından dile getirildi ve biz de buna katılıyoruz. Potansiyelde değişim yok. Hatta, İran ve Türkiye’nin elinde bulunan potansiyel bunlardan çok daha fazla. Her iki ülke de 80 milyon nüfusa sahip. Sadece bu bile potansiyelin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bundan çok daha fazla ekonomik gelişme sağlamamız gerektiğini gösteriyor. Enerji, turizm, lojistik, birlikte üretmek iki ülkenin elinde bulunan ve ekonomiye kazandırılması gereken yüksek potansiyeller.

► Cuma günü katıldığınız bir toplantıda tanıtımı yapılan Makü Serbest Bölgesi’nden neler bekliyorsunuz? Birlikte üretip, birlikte pazarlamanın avantajlarını gösterebilir mi o bölge?

Evet. Bu konuda Türkiye’deki ilk toplantımızı yaptık. Makü Serbest Bölgesi hakkında görüşmelerimiz sürüyor. Bildiğiniz gibi iki ülkenin Cumhurbaşkanları, Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlar doğrultusunda bir yol haritası belirlemişlerdi. Sizin de az önce ifade ettiğiniz gibi 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi konulmuştu.

Mevcut koşullar kaynaklı olarak şu anda ticaret hacmi 11 milyar dolar civarda seyrediyor. Geçen gün yaptığımız bir toplantıda her zamanki gibi bu konu da gündeme geldi. Türkiye ile yakınlığı göz önünde bulundurulduğunda, tam sınırda yer alan Makü Serbest Bölgesi’nin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Temel olarak baktığımızda İran ile Türkiye’nin ekonomilerinin birbirlerini tamamlayıcı özellikleri olduğunu gözlemliyoruz. Şu anda İran’da mevcut hükümetin uyguladığı politikalar ticaretin gelişmesine büyük katkı sağlayacak niteliktedir. Ayrıca özel sektöre dayalı ilişkilerin gelişmesi için gerekli kolaylıkların sağlanması öngörülüyor.

Önümüzde birkaç önemli program var. Bunlardan bir tanesi biraz önce bahsettiğimiz ilk kez düzenlenecek olan İran İslam Cumhuriyetine özel fuar. Tahran’da yakın zamanda düzenlenecek Karma Ekonomik Komisyon toplantısına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ve burada yapılacak görüşmeler çok önem taşıyor. Çünkü bu gibi toplantıların her iki ülkelerdeki potansiyellerini daha rahat görmeleri yanı sıra varsa yaşanan sorunların belirlenerek çözüme kavuşturulmasının adımları da atılıyor.

Makü Serbest Bölgesi’nin tanımına ilişkin düzenlenen toplantıda da yine zaten potansiyelin ticari pratiğe dönüşmesine yardımcı olacaktır.

Biz büyükelçilik olarak da tam uzman ekibimizle birlikte ilişkilerin geliştirilmesi için elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

Ankara’nın yanı sıra İstanbul, Trabzon ve Erzurum’da da ekonomi bölümlerimiz var.

Potansiyelin varlığını bilmek başka, kullanmak başka

Ferit PARLAK

2013 ve 2014 yılında birkaç kez gittik Tahran’a… O dönem gazetemizde yayımlanan yazılarımızda Türk işadamlarının geciktiğine vurgu yapmış, özetle şöyle anlatmışız:

“Herkesin bilmesi gereken bir ayrıntıyla/gözlemle başlayayım: Ambargoya rağmen tüm dünya İran’da… Tahran’da… Kaşhan’da… Şiraz’da… Meşet’te… Tebriz’de… 25’in üzerinde Serbest Bölge’de, 3 binin üzerinde yabancı firma üretimde… Ambargo için direnen İtalyanı da, Çinlisi de, Fransızı da, İspanyolu da, Amerikalısı da İran’da… Türkiye mi? Yine listenin sonunda! Nüfusunun büyük bölümü Türkçe konuşan Tebriz’in yakınlarındaki Serbest Bölge’de dahi Türk üretici sayısı 3-5 civarında. Sınırımızdaki Makü’de dahi yokuz.” Büyükelçi ile önceki gün yaptığımız sohbetin konusu da, o günlerde konuşup, yazdıklarımızdı; konuşmak, yazmak ve kulak vermekten ziyade adım atmanın önemi ön plandaydı.

MAKÜ'de sağlanan somut avantajlar nelerdir?

İran’ın Ankara Büyükelçi Mouhammad Ebrahim Taherian Fard, Makü'de sağlanan somut avantajlar hakkında şu bilgieri verdi; "'20 yıllık vergi muafiyeti var. İthal edilen makineler de vergisiz girebiliyor. Ayrıca elektrik fiyatlarında 10 kata yakın avantaj var. Doğalgaz fiyatları ise 7 kat daha ucuz. İşçi ücretlerinde de avantaj var. Türkiye’de asgari ücret bin 404 lira iken, İran’da 808 lira civarında. Ve yetişmiş, kalifiye işgücü var. Örneğin tekstil sektörüne bakacak olursak. Çıkış ürünün fiyatı, Türkiye’deki enerji ve insan gücünün maliyetinden dolayı çok yüksek. Bu da Türkiye’nin tekstil ihracatı konusunda bir tehtit oluşturuyor. Dolayısıyla İran’da hem enerji ucuz hem vergi muafiyeti var hem de insan gücü ucuz. Yapacağımız ortak üretim ile Türk firmalarının maliyetlerini düşürebiliriz."

fotoğraflar
  • "Ekonomik ilişkilerde, 'aktif dönem' başlıyor"